Fernand Braudel Center, Binghamton University

Http://fbc.binghamton.edu/commentr.htm

 

58, 15 Şubat 2001 

CIA’İN DÜNYA’DAKİ TEHLİKELERİ DEĞERLENDİRMESİ

 

 

Merkezi Haberalma Örgütü (CIA) Başkanı George J. Tenet 7 Şubat’ta, ABD Senatosu İstihbarat Seçilmişler Komitesi önünde görüşlerini kamuoyuna açık şekilde açıkladı. Konuşması herkesin ulaşabileceği CIA’in web sitesinde yer alıyor. Konuşmasının başlığı “Dünya Çapında Tehdit 2001: Değişen Bir Dünyada Ulusal Güvenlik”. Konuşma, Bay Tenet’in ABD’nin dünya-sistemdeki çıkarları olarak ele aldığı şeyler açısından dünya jeopolitiğinin çok kasvetli bir resmini çiziyor. Bunun gibi kamuoyuna açık bir beyanatı okurken, bunun ne kadarının doğrudan iç siyasete yönelik kazançlar (daha fazla ödenek, CIA’in rolünün artması vs.) için olguların abartılması, ne kadarının politik kişilikleri, özellikle ABD Kongresi’ndekileri uyarmayı amaçlayan bir alarm çağrısı olduğunu kestirmek her zaman biraz zordur.

Fakat bu tür beyanatları ciddiye almak ve bunları analiz etmek her zaman ihtiyatlı bir davranıştır. Beyanatın ana teması, olayların giderek kötüye gittiği. Tenet bunu “ivmelenen bir değişim hızı” olarak tanımlıyor. Tenet mevcut durumu, ABD’nin şimdiye kadar karşı karşıya kaldığı ve başa çıkması gereken en zor durum olarak görüyor (1945’ten beri mi? Burası açık değil). “Hiçbir zaman bu kadar yüksek bir belirsizlik katsayısıyla başa çıkmak zorunda kalmadıklarını” söylüyor. Belirsizlik teması defalarca tekrarlanıyor.

Örneğin “terörizm” tehdidi -eski bir mesele. Fakat şimdi, Tenet “devlet destekli terörizm” azalırken, ulusaşırı merkezi olmayan grupların ortaya çıktığını ve eylemlerin “daha alt düzeylerde başlatıldığını ve gerçekleştirildiğini” söylüyor. Dolayısıyla, kolaylıkla çıkarsayabileceğimiz gibi, bunların sorumluları üzerinde baskı uygulamak ve bunlarla pazarlık yapmak çok daha zor.

Silahların -nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar- sayısındaki artışın en çok endişe edilen şey olduğu görünüyor. Tenet olağan suçluları gözden geçiriyor; fakat sonra daha büyük bir endişeye kapılıyor. Üç ülkeyi -Rusya, Çin ve Kuzey Kore- seçip ayırıyor; yalnızca kendi silah kapasitelerine sahip oldukları ve bunu genişlettikleri için değil; fakat başka ülkelere de bu silahları tedarik ettikleri için. Tenet, bu başka ülkelerin kendi kapasitelerini arttırmak için dış yardıma ihtiyaç duyduklarını ve aslında tam da bunu, yani dış yardım aldıklarını tekrar tekrar belirtiyor.

Genel olarak ABD ve özel olarak ABD ordusu, özellikle bilgi teknolojisi konusunda sahip oldukları avantajdan büyük gurur duyar. Tenet, bu avantajın öteki yüzünün sistemlerin giderek daha fazla saldırıya açık hale gelmesi olduğuna dikkat çekiyor. Diğer ülkeler ABD’nin askeri teknolojisiyle boy ölçüşmek zorunda kalmıyor; çünkü ABD’nin bilgi ağlarına saldırarak, “[ABD’nin] konvansiyonel askeri güç konusundaki avantajını önemsizleştirme ve alt etme potansiyeline” sahipler. Ve hepimizin bildiği gibi, büyük bir grup oldukları görünen hacker’lar* için bilgi ağlarına zarar vermek oldukça kolay.

Tenet bölgesel meselelerden bahsetmeye başadığında, şaşırtıcı olmayan bir şekilde Ortadoğu’yu endişeler listesinin ilk sırasına yerleştiriyor. Fakat bir kez daha ne hakkında endişelendiğine dikkat edelim -Arafat ya da Esad, hatta Saddam Hüseyin bile değil. Tenet “Arap sokaklarındaki eylemliliğinin değişen niteliğinden” kaygı duyuyor ve şunu şöylüyor: “Kaynayan bir halk, tanımlanabilir herhangi bir liderlik ya da örgütsel yapı olmaksızın, artan şekilde eyleme geçme yeteneğine sahiptir.” Bir kez daha, ABD’nin anlaşma yapabileceği, gözdağı verebileceği birisi yok. Kimliği belirsiz bir kalabalık -”enerjik sokaklar”- işte statükonun savunucularının en büyük kabusu bu.

Tenet, endişe bölgeleri boyunca ilerledikçe -Kuzey Kore, Çin, Rusya, Orta Asya, İran, Irak, Balkanlar, Güney Asya, Endonezya, Afrika, Kolombiya -çarpıcı bir şekilde her yerden kasvetli bir tonla söz ediyor. Hiçbir bölgede işlerin iyiye gittiğini söylemiyor. Tehlike, her yerde tehlike var. Sözlerini, “devletlerin parçalanma potansiyelindeki” artıştan yakınarak tamamlıyor. Bir kez daha, kaygı duyulan bir süper-gücün uyguladığı alışılagelmiş baskı türleriyle yönetilemeyecek kaotik bir durum.

Kendi görüşüm olarak şunu belirtmek isterim ki, Tenet’in değerlendirmeleri oldukça gerçekçidir ve Bush yönetiminin geri kalanından duymakta olduğumuz zırvalıklardan çok daha gerçekçidir. ABD gerçekte bugün, Soğuk Savaş dönemi sırasında karşı karşıya kaldığından farklı türde bir tehditle yüz yüzedir. Diğer tarafı koordine eden ve ister karşılıklı tehditle, ister karşılıklı yumuşamayla pazarlık yapılabilecek bir süper-düşman yoktur. Ve ABD, “devletlerin parçalanmasının” ve “belirsizliğin” ortasında “sokakla” uğraşmak için psikolojik olarak hiç de hazırlıklı değil. Şimdiye kadar, artık yerinde olmayan bir düşmana karşı eski yöntemlerle tepki göstermeyi sürdürüyor. Bu, Maginot Hattı* zihniyetidir.

Fakat, bugünkü ABD liderlerinin Tenet gibi birisini dinlemeye hazır olmalarından önce, daha fazla şeyin çökmesi gerekiyor. Ve Tenet’ın bu yeni durumda ne yapılması gerektiğini bildiği hiç de açık değil. Fakat en azından yeni bir durum olduğunu biliyor.

15 Şubat 2001

 

(© Immanuel Wallerstein. Bütün hakları saklıdır. Bu yazı, değiştirilmemek, yayın haklarına ilişkin çıkma korunmak koşuluyla bilgisayarlara yüklenebilir, elektronik ortamda iletilebilir ya da başkalarına postalanabilir, bilişim ağı üzerindeki ticari olmayan kamusal alanlarda yayımlanabilir. Bu metni çevirmek, bilişim ağı üzerindeki ticari alanlar ile alıntıları da kapsamak üzere basılı olarak ya da başka biçimlerde yayımlamak için yazarına başvurunuz: immanuel.wallerstein@yale.edu; faks: 1-607-777-4315.

Ayda iki kez yayımlanan bu yorumlar, çağdaş dünyanın görünümüne, günübirlik başlıklara göre değil de uzun dönem açısından bakan düşünceler olma amacını taşımaktadır.)

Fernand Braudel Center Homepage